Bir Koku, Bin Anı
Bazen bir koku gelir… Ve bir anda bulunduğunuz yer değişir. Artık bugünde değilsinizdir.

Bazen bir koku gelir… Ve bir anda bulunduğunuz yer değişir.
Artık bugünde değilsinizdir. Çocukluğunuzun bir yaz akşamında, annenizin mutfağında, eski bir sınıfta, özlediğiniz o kişinin yanında ya da çoktan geride kaldığını sandığınız bir duygunun tam ortasındasınızdır.
Çünkü koku sadece duyulan bir şey değildir; hatırlanan bir histir.
Psikoloji bize şunu söyler: Beyinde koku duyusu, hafıza ve duyguların merkezi olan bölgelerle doğrudan bağlantılıdır. Hızlı bir şekilde bizi geçmişe götüren şey bir koku olabilir. Parfüm, yağmurdan sonra toprak, eski kitap sayfaları, hastane koridoru ya da yeni demlenmiş çay…
Her biri aslında birer anı hatta birer duygudur.
İnsan zihni olayları değil, duyguları saklar. Ve kokular o duyguların anahtarıdır. Bazen o kilit biz istemeden açılır ve hatta bazen buna o kadar hazırlıklı değilizdir ki neye uğradığımızı şaşırırız.
Belki bu yüzden bazı kokuları çok severiz ama neden sevdiğimizi açıklayamayız. Belki bu yüzden bazı kokular içimizi sebepsiz huzursuz eder.
Çünkü zihnimiz unutmayı başarabilir; fakat bedenimiz hatırlar.
Bir danışanım bana şöyle demişti: “Hatırlamak istemiyorum ama bir koku geliyor ve kalbim hatırlıyor.”
İyileşme bazen konuşarak değil, fark ederek olur. Bir kokunun bizi neden hüzünlendirdiğini, neden güvende hissettirdiğini anlamak… geçmişimizle kurduğumuz görünmez bağı çözmeye başlar.
Yeni bir koku, yeni bir hikâyeye yer açar.
Bugün fark etmeden yanınızdan geçen bir koku, yıllar sonra sizi bugüne geri getirecek. Belki şu an yaşadığınız an, gelecekte birinin özlemi olacak. Bir durun ve etrafınızda ki korkulara dikkat edin. Temiz çarşaf kokusu, parfüm kokusu, kekin kokusu… hangi koku sizinle?
Hayat, çoğu zaman hatırladığımız şeylerden değil… İçimize sinen şeylerden oluşur.




