• BIST 10013.742 -119 (-0,86%)
  • USD/TRY46,11 +0,01 (+0,01%)
  • EUR/TRY53,20 -0,01 (-0,02%)
  • ALTIN (GR)6.315,53 -103,30 (-1,61%)
  • BTC61.795 -1.273 (-2,02%)
  • BIST 10013.742 -119 (-0,86%)
  • USD/TRY46,11 +0,01 (+0,01%)
  • EUR/TRY53,20 -0,01 (-0,02%)
  • ALTIN (GR)6.315,53 -103,30 (-1,61%)
  • BTC61.795 -1.273 (-2,02%)

BASIN AÇIKLAMASI: 5 Haziran Dünya Çevre Günü

Dünyamız, her geçen yıl daha derinleşen bir iklim krizi, biyolojik çeşitlilik kaybı, kuraklık, ormansızlaşma ve çevresel yıkımla karşı karşıya kalmaktadır. Dünyanın dört bir yanında yaşanan seller, yangınlar, aşırı sıcaklıklar ve kuraklıklar, iklim değişikliğinin artık geleceğin değil bugünün gerçeği olduğunu açıkça göstermektedir.

Gizem Taner8 Haziran 2026 19:423 dk okuma
BASIN AÇIKLAMASI:  5 Haziran Dünya Çevre Günü

Dünyamız, her geçen yıl daha derinleşen bir iklim krizi, biyolojik çeşitlilik kaybı, kuraklık, ormansızlaşma ve çevresel yıkımla karşı karşıya kalmaktadır. Dünyanın dört bir yanında yaşanan seller, yangınlar, aşırı sıcaklıklar ve kuraklıklar, iklim değişikliğinin artık geleceğin değil bugünün gerçeği olduğunu açıkça göstermektedir. Bilim insanları ve bilimsel veriler, artık küresel sıcaklık artışının 1,5°C ile sınırlandırma hedefinin imkansız olacağını soylemektedir. Bu durum hükümetlerin, şirketlerin ve uluslararası kuruluşların fosil yakıtlardan çıkışını hızlandırması, yenilenebilir enerjiye geçişi desteklemesi ve doğa temelli çözümleri hayata geçirmesini zorunlu kılmaktadır. Bu yıl dünyanın gözü, Türkiye'nin ev sahipliğini yapacağı , iklim krizine karşı uluslararası mücadelenin önemli duraklarından biri olan COP31 sürecine çevrilmiştir. İklim zirveleri yalnızca ülkelerin emisyon hedeflerini açıkladığı toplantılar olmamalı; aynı zamanda iklim adaletinin sağlandığı, yoksul toplumların, halkların, kadınların, gençlerin ve gelecek kuşakların haklarının korunduğu platformlar haline gelmelidir. Krizin sorumluluğunda en az payı olan toplumlar, en ağır sonuçlarla karşı karşıya kalmaktadır. Bu nedenle talebimiz açıktır: İklim politikalarının merkezine iklim adaleti yerleştirilmelidir. Ne yazık ki ülkeyi yönetenler çevreyi ve doğayı korumak yerine, bu alanları; madencilik, enerji ve rant projeleri adı altında sermeyeye peşkeş çekilmekteler. Yakın zamanda çıkarılan maden yasaları ve mevzuat değişiklikleri ormanların, meraların, tarım alanlarının ve su varlıklarının madencilik faaliyetlerine açılmasını kolaylaştırmaktadır. Ekonomik kalkınma ve kamu yararı adı altında yürütülen bu politikalar, yaşam alanlarını geri dönülmez bir biçimde tahrip etmekle kalmayıp, köylülerin geçim kaynaklarını ve yaşam haklarını yok ederek, onları göçe zorlamakta ve mülksüzleştirmektedir. Aynı zamanda bu politikalar doğadaki tüm eko sistemleri etkileyerek ekolojik dengeyi bozmaktadır. Ülkemizin bütün bölgelerinde madencilik faaliyetleri bu kadar hoyratça yapılıyorken ve halkın olan sular, dereler, ırmaklar, ormanlar sermayeye feda edilip, şirketlerin çıkarları halkın çıkarlarından daha üstün görülüp, yaşam alanlarımız bu dönemde İktidar eliyle yok edilmek istenmektedir. Mevcut iktidarın iklim krizini yönetemeyeceği ve iklim adaletini sağlayamayacağı açıktır. Özellikle yakın zamanda Eskişehir ve çevresinde planlanan, altın, gümüş ve diğer maden projelerinden sayabileceğimiz;

  • Mihalgazi, Atalan-Alpagut, Behcetiye, Cengiz Holding'e
  • Sarıcakaya ve Kaymaz, Koza Holding'e
  • Demirli Mahallesi, Bentonit madeni, Eczacıbaşı Holding'e
  • Çukurhisar Mahallesindeki Kalker ve Kil madeni Çimsa Holding'e satılarak, bu projelerin doğuracağı ekoyıkım Eskişehir ve bölge halkını ciddi bir şekilde endişelendirmektedir. Bu projeler, yalnızca toprağı değil, su varlıklarını, havayı ve canlı hayatını tehdit ederek halkın yaşam hakkını da elinden almaktadır. Bizler, Ekoloji örgütleri olarak toprağın, suyun ve ormanların kısa vadeli ekonomik çıkarlar uğruna feda edilmesine karşı çıkarken, mücadelemiz yalnızca ağaçları, nehirleri ve canlı türlerini korumak değil, aynı zamanda bu mücadele, temiz suya erişim, sağlıklı gıda, temiz hava, adil bir yaşam ve gelecek kuşakların haklarını savunmaktır. 5 Haziran Dünya Çevre Günü'nde; -İklim krizine karşı bilim temelli ve adil politikalar uygulanmasını, -Fosil yakıtlardan çıkışın hızlandırılmasını, -Doğayı tahrip eden madencilik ve rant projelerinin durdurulmasını, -Ormanların, su varlıklarının ve tarım arazilerinin korunmasını, -Çevre kararlarında halkın katılımının güvence altına alınmasını, -İklim adaletinin tüm kamu politikalarının temel ilkesi haline getirilmesini talep ediyoruz. Doğa yalnızca bugünün değil, gelecek kuşakların da ortak mirasıdır. Yaşamı savunmak, iklim adaletini sağlamak ve yaşanabilir bir dünya bırakmak hepimizin ortak sorumluluğudur. 5 Haziran Dünya Çevre Günü'nde, biz yaşam savunucuları, iklim krizine karşı, iktidarın çıkaracağı mevzuat ve alacağı kararlarda çevrenin ve doğanın tahrip edilmediği, bilim kurullarından ve alanında uzman teknik kadrolardan oluşan ekiplerle birlikte, mevzuat ve yasa düzenlemeleri için çalışmaların yürütülmesinin gerekli olduğunun altını bir kez daha belirtmek istiyoruz. Yaşamı korumak ve iklim adaletini sağlamak bizim ve devletin sorumluluğu altındadır. Dünya Çevre Günü vesilesi ile bir kez daha altını çizmek istiyoruz.
    Toprak, su ve hava, ticari bir meta değil, yaşamın temel unsurlarıdır. İklim için adalet, doğa için koruma, yaşam için mücadele! Başka bir dünya yok. Doğayı, yaşam alanlarımızı ve geleceğimizi koruyoruz.

Eskişehir Ekoloji Derneği..

Okumaya Devam Et

Yaşam Haberleri